Zübeyde Hanım Mustafa Kemal
YAZARDAN İMZALI
(Sipariş verirken açıklamaya isim soyisim yazınız)
KİTAPTAN ALINTI
Mustafa önce abisi Ömer birkaç ay sonra da Ahmet’in ölümüne tanıklık etmiş ilk kez ölüm denen gerçekle yüzleşmişti. O henüz iki yaşındaydı ve olup bitenlere bir anlam veremiyordu, lâkin artık abilerinin bir daha olmayacağını biliyordu. Gözlerinden firari damlalar süzülüyor, içten içe ağlıyordu.
Dışarıda alabildiğine şiddetli bir yağmur yağıyordu, dışarıdaki fırtınanın yüzlerce katı Zübeyde’nin yüreğinde kopmaktaydı. Zübeyde ve Ali Rıza yaşayabilecekleri en büyük acıyı yaşamışlar, üç evlatlarını toprağa vermişlerdi ve bu acı ile adeta dilleri lal olmuştu. Dışarıdaki kurtlar adeta evin içinde uluyorlardı. Uluma seslerini duyan Zübeyde gözlerini açmıştı, çünkü bu sesler onun içini ürpertmişti. Çok geçmeden sesler kesildi, tekrar gözlerini yumdu Zübeyde ve bütün benliği yorulmuş bitap bir şekilde oldukları yerde uyuyakaldılar.
Sabahın ilk saatleriydi, kapı çalınca Ali Rıza irkilerek uyandı. Zübeyde kapı sesini duymamıştı. Ali Rıza kapıyı açtığında Gümrük Muhafazada görevli olan bir arkadaşının geldiğini gördü. Adam oldukça telaşlıydı.
“Ali Rıza Efendi! Gece yağan şiddetli yağmur ve denizin taşması ile mezarlık açılmış, kurtlar…”
Adam henüz sözünü bitirmeden Ali Rıza, “Ahmeeet…” diye bağırarak koşmaya başladı. Kocasının sesini duyan Zübeyde irkilerek uyandı ve camdan dışarı baktı. Ali Rıza’nın koşturmasından olumsuz bir hadise olduğunu anlayarak o da evden çıktı ve yalınayak koşmaya başladı. Yağan yağmurdan her taraf çamur içindeydi. Zübeyde adeta çamura gömülürcesine düşüyor, komple çamura belenmiş bedenine rağmen zor da olsa ayağa kalkıp tüm gücüyle koşmaya devam ediyordu.
YAZAR GÖRÜŞÜ
Zübeyde Hanım’ın hayatını okurken, doğumundan çocukluk yıllarına kadarki süreçte el bebek gül bebek prensesler gibi bir hayat sürmesi. Henüz on dört yaşında Ali Rıza Efendi ile evliliği, on beş yaşında ilk çocuğu Fatma’yı, ardından Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye’yi dünyaya getirmesi. İlk üç çocuğu küçük yaşlarda hastalıktan ölmesi, Naciye henüz kırk günlükken Ali Rıza’nın ölümü ile devam eden acılarla dolu bir hayata tanıklık edeceksiniz. Ragıp Bey ile ikinci evliliğini yapması, Sarı Paşasına olan hasretlik ateşi ve küçük prensesi Naciye’nin ölümü ile bitmek tükenmek bilmeyen acılarla dolu bir hayat.
Bu kitapta ayrıca Mustafa Kemal’in bilinmeyen çocukluk yılları, gençlik anları, aşkları ve bir dehanın yaşam sürecine olduğu gibi insani yönlerine de tanıklık edeceksiniz.
Değerli okuyucular; Zübeyde Hanım’ın doğumundan ölümüne kadar olan süreci ele alırken sadece bir hayatı yazmak kolaylığına da kaçmak istemedim doğrusu. Bu dönemin bir tarihsel süreci vardı ve önemliydi, zira Zübeyde Hanım’ın doğduğu yıl Osmanlı İmparatorluğu toprakları üç kıtada yer alıyordu. Avrupa’daki Türk toprakları Tuna Nehri’nden Mora Yarımadası’na, Adriyatik Denizi’nden Marmara Denizi’ne kadar; Asya’daki Türk toprakları, Karadeniz’den Hint Okyanusu’na kadar Anadolu ve Arabistan Yarımadası’nı kapsıyordu. Kuzey Afrika’da Tunus ve Mısır’da Türk bayrakları dalgalanıyordu.
Zübeyde Hanım’ın son yıllarında ise böylesine güçlü ve kudretli İmparatorluk, topraklarını kaybetmiş, gittikçe küçülmüş, Avrupa’nın hasta adam dediği bir duruma düşmüştü. Üstelik başkent İstanbul ve elde kalmış bir avuç toprak da tamamen işgal edilmiş, hükümet ve halk esaret altına alınmıştı.
Elbette bu sürecin nasıl olduğunu anlatmak da gerekiyordu. Ayrıca sarı paşasının ölümü göze alarak yaktığı kurtuluş meşalesine de şahitlik etmişti. Bu meşale büyümüş, Türk’e aydınlık, düşmana cehennem olmuştu. Devletin yıkılışına da, kurtuluşuna da şahitlik etmişti. Kurulacak yeni devletin ilk meclisine de şahitlik etmişti lâkin göremediği tek şey Cumhuriyet’in kuruluşuydu.
O bir çocuk dünyaya getirdi, o çocuk bir milletin kaderini değiştirdi.
Ruhu şad olsun.
Hepsiburada.com Linki










Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.